Hale'yle konuşuyorduk geçen. Konu ilk aşklardan açıldı. Benim ilk ve son aşkım Mali. Böyle olunca tek ama büyük bir aşk hikâyem var. Anlatmasını çok sevdim. Hale'ninse 35 senelik yaşamına sığdırdığı birkaç büyük aşkı ve birtakım küçük kaçamakları. Hele öyle bir tanesi var ki dinlerken kendimi görür gibi oldum.
Tam da benim Mali'ye âşık olduğum yaşta, 17'sinde sevmiş Coşkun'u Hale. Lise sondaymış. Coşkun da sınıftan. Kaçıp kaçıp sevişirlermiş kuytulaarda. Okul bitince Coşkun'un işi hazırmış. Her tatilde çalıştığı babasının sanayideki yedek parçacısında çalışacakmış. İsteyecekmiş Hale'yi. Okul bitmiş. Coşkun önce başlamış "Baban seni bana vermez"lere. "Ben sana layık değilim"lere. Sonra "Annem bana bi kız beğenmiş"lere. "Kız senden güzel olmasın güzelmiş"lere. Hale kızlığını verdiğine mi yansın, hayal kırıklığına mı? Coşkun onu bırakmadan o bırakmış ki daha da büyümesin acısı. Sonraki sene hırs yapmış. Dersaneye giderken Coşkun'un annesinin beğendiği o kızla evlendiğini duymuş. Daha da hırslanmış. Çalışmış çalışmış sonunda Ankara'da üniversite kazanıp kaçıp kurtulmuş yaşadığı kasabadan. "Onunla evlenseydim o küçücük yerde kalacaktım. Üniversite okumak imkansız. Belki iki çocuktan sonra bırakacaktı beni ortada. Evlendiği kızı bırakmış zaten. Kumar oynamaktan eve para getirmiyormuş. Ucuz atlatmışım."
Ah benim Malicim hayırsız değil Coşkun gibi. Yine de Hale öyle anlatınca ben de evlenmeyip üniversite okusaydım ne olurdu diye bir düşünmedim değil. İnsan sabahın köründe kalkıp işe gitmeyi ister mi? Bazen öyle değersiz hisseder ki bunu bile ister.
Belki ben de hale gibi evlenmemiş olurdum. Yalnız başıma kafama ne eserse onu yaparıdm. Çocuğum olmazdı gerçi ama Hale'ninki gibi minnoş kedilerim olurdu.
Bilmiyorum ki. Hayat seçimlerimizden ibaret sanırım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder