Eskişehir'in en sevdiğim sokaklarında gezerken karşıma tatlı mı tatlı bir kafe çıktı. İsmi Hayal Fırın. Maviye boyalı duvarları, el yapımı seramik tabakları, ev yapımı kekleri börekleriyle buraya bayıldım. sahipleri iki kadınmış. Benimle yakın yaşlardalar. Çocuklarının okulları yola girince kendileri için bir şey yapmak istemişler ve bu yeri açmışlar. Her şey çok lezzetli, Hale'yle Burcu çok içten. Kendimi onlara misafir olmuş gibi hissettim. Ama aynı zamanda kafedeyim, hatta sokaktaki masalarda olduğum için sokağı seyrediyorum filan. Pek keyifliydi doğrusu.
Orada kaç saat oturdum bilmiyorum. bir yandan da günlerdir elimde gezen, bir türlü kafamı toplayamadığım için bitiremediğim Kürk Mantolu Madonna'yı okudum. Kürk Mantolu Madonna'nın ilk 40 sayfası biraz sıkıcıydı ama sonra hikâye öyle bir yere gitti ki ağzım açık okudum. Şunu düşüdnüm: Bazen hayatı sıradan görünen insanlar kim bilir içlerinde neler yaşıyordur? Ya da geçmişte neler neler yaşamıştır kim bilir? Asla bilemiyoruz işte.
Eve dönerken kitabım bitti diye üzülmüştüm. Bu kafeyi kesen sokakta yürürken bir kitapçı fark ettim. Çok satan kitaplar arasında Düğümlere Üfleyen kadınlar diye bir kitap gördüm. Arka kapağını okuyunca ilgimi çekti. Kitapçıdaki görevli de çok önerince aldım.
Bakalım bu yeni yolculukta beni ne maceralar bekliyor. :) Kitap okumayı giderek daha çok zevmeye başlıyorum. Akşam iki saat Betül'le Kürk mantol Madona'yı konuştuk.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder