22 Mayıs 2022 Pazar

Besle Kargayı Oysun Gözünü

Dün büyük oğlanla çok büyük bir kavga ettik. Bu çocukların bebekliği ayrı zor, çocukluğu ayrı zor, ergenliği ise kıyametmiş meğer. Daha bu ilki, bir de ikincisi var. İkinci sessiz, içine kapanık bir tip olduğu için ondan daha çok korkuyorum doğrusu. Bize hiç yansıtamdan saman altından saçma sapan şeyler yapabilir. 

Büyük oğlanla kavgamıza gelirsek olaylar şöyle gelişti: Dün okul çıkışı Cihan'la takılacaklarını söyledi. Bu ara sınavları yaklaşıyor diye pek gönüllü olmasam da üstüne gitmemek için sesimi çıkarmadım. Tesadüf eseri akşamüstü Betül'e bir şey sormak için aramıştım. Arkadan Cihan'ın sesini duyunca beynimden vurulmuşa döndüm. Meğer Cihan evdeymiş, hem de okuldan çıkınca direk eve geçmiş. 

Ben o sinirle telefonu kapattığım gibi hemen Oğulcan'ı aradım. Çalıyor çalıyor açmıyor. Bir ara, iki ara, üç ara... Yok! Öfkem giderek endişeye dönüşüyordu. En sonunda yüz yirmi sekzinci aramamda beyfendi nihayet telefonun sesini duydu. Lakayt bir tavırla "Ne var?" demesin mi? Ben zaten öfkeden kudurmuşum. "Nerdesin sen? Hemen eve geliyorsun hemen!" diye bağırmaya başladım. Kendimi kaybetmiş gibiydim. Arka tarafta oğlan bi şeyler diyor ama asla duymuyorum asla. Nihayet "Geliyorum tamam sus yeter ki." dediğini duyunca telefonu kapattım. Bu sefer de evde volta atarak beyfendinin teşrif etmesini beklemeye başlama faslına geçtik. 10-15 dakika sonra yakası paçası dağılmış geldi. Bana yalan söylediğine mi, beni endişelendirdiğine mi, halinin berbatlığına mı daha çok sinirlenip üzüldüm bilmiyorum. 

Bağır çağır iki saate yakın kavga ettik. Bir ara öfkeden elini bile kaldırmaya kalktı bana. 

Maliye söylesem o benden daha çok öfkelenecek ve ikisi arasında kalacağım diye korktum. Bir şey diyemedim. Küçük oğlan odasına sinmiş tüm gece sesini çıkarmadı. 

Sonuç olarak oğlanın ne nereye gittiğini ne neden yalan söylediğini öğrenemedim. Tek öğrenebildiğim şey beyfendinin onun özel alanına müdahale ettiğim için sinirlendiği oldu. 

Sabah ben bile uyanmadan evden çıkmış. Bu olay nereye varacak bilmiyorum. Ama bu ara büyük oğlan beni hiç olmadığı kadar çok zorluyor. Canım çok sıkkın. Kalbim çok yaralı. İstemesem de ona verdiğim emekleri, geceler boyu çektiğim uykusuzlukları düşünmeden edemiyorum. 

Annelik bazen pişmanlık sanki. 

Evet, Oğulcan doğduğunda 19 yaşındaydım. Onu yetiştirirken belki çok fazla hata da yaptım. Ama sevgimi eksik etmemeye çalıştım. Onunla hep ilgilendim. Saçma sapan birine dönüşmemesi için çabaladım durdum. 

Daha ne yapabilirim ki?

Bazen şeytan diyor ki ne hali varsa görsün. Madem birey olduğunu iddia edip duruyor, baksın başının çaresine. 

Ama sonra onun bir ergen yani yarım akıllı olduğunu hatırlıyorum. İçgüdüleirm onu salmaya izin vermiyor. 

Annelik çok zor. Bu duygu çok büyük. Nasıl başa çıkılır bilmiyorum. 

Ya siz ergenlerinizle nasıl başa çıkıyorsunuz?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Seda'nın Çantaları Hayal Fırın'da

 Nihayet o gün geldi! Betül'le geceler boyu çalışıp tasarladığımız, ellerim parçalanana dek dikip bitirdiğim çantalarım nihayet Hayal Fı...